EVENT: THE SILENT KNOT
SESSİZ DÜĞÜM
Tarih: Mart 2334
Bölge: Afyonkarahisar (The Iron Knot / Demir Düğüm)
Tür: Psikolojik Dehşet / Keşif / Toplu Mezar
Taraflar:
İttifak: Atreides Beyliği & Imperium Neo-Romanum (Karma Ordu)
Ortaya Çıkan: Erkuş Baba ve Undead Ordusu (Eski PRAXIS ve Ocakçı Nüfusu)
1. Yürüyüş: "Hayalet Topraklar"
Atreides ve Neo-Romanum ittifakının oluşturduğu "Demir Lejyon", Afyon ovalarında ilerliyordu. Ancak bu zafer yürüyüşü, giderek bir cenaze kortejine dönüşüyordu.
Tuhaf Karma: Ordunun kendisi bile bir anomaliydi. Disiplinli Roma Lejyonerleri, İmparator Horizontus'un laboratuvarlarında (Bayz-Kha-Ghoul solucanlarıyla) üretilmiş hırıltılı "Ghul Lejyonları" ile yan yana yürüyordu. Onların yanında, çöl kamuflajlı Atreides Fedaykinleri ve tüm bu kalabalığın üzerinde bir kule gibi yükselen, zincirlerini sürükleyen mutant dev Kazan Cemal vardı.
Mutlak Sessizlik: Normalde PRAXIS'in devriyeleri, dronları veya gözetleme kuleleriyle dolu olması gereken Afyon ovasında hiçbir şey yoktu. Ne bir silah sesi, ne bir motor gürültüsü... Sadece rüzgarın sesi ve binlerce askerin postallarının çıkardığı ritmik "pat-pat" sesi vardı. Sanki yaşam, bu topraklardan buharlaşıp uçmuştu.
2. Varış: "Uçurumun Kenarı"
Ordu, nihayet Afyon Garı'nı (The Iron Knot) tepeden gören o meşhur kızıl kayalıklara ulaştı. Komutanlar ve Yiğid Muad'dib, dürbünlerini aşağıya çevirmek için uçurumun kenarına geldiler. Gördükleri manzara, en sert savaşçıların bile kanını dondurdu.
Kızıl Göl: Aşağıdaki devasa gar kompleksi ve rayların kesişim noktası, bildikleri gri beton renginde değil, koyu kızıl ve siyah bir renge bürünmüştü. Garın zemini, kurumuş kanla kaplanmıştı.
Hareket Eden Halı: İlk başta aşağıda bir hareket yok sanıldı. Ancak dikkatli bakıldığında, rayların ve vagonların arasında binlerce, on binlerce figürün ağır ağır, amaçsızca ama ritmik bir şekilde yürüdüğü görüldü.
3. Dehşet: "Erkuş'un Hasadı"
Dürbünler netleştiğinde gerçek ortaya çıktı. Aşağıdakiler canlı askerler değildi.
Dönüşüm: PRAXIS'in steril beyaz üniformalı görevlileri, Ocakçılar'ın iş tulumlu işçileri ve Afyon'un sivil halkı... Hepsi oradaydı. Ama derileri grileşmiş, gözleri donuklaşmış ve vücutları tuhaf, mantar benzeri nekrotik dokularla kaplanmıştı. Hepsi birer "Undead" (Yaşayan Ölü) olmuştu.
Merkezdeki Figür: Bu devasa, sessiz ve kokuşmuş ordunun tam ortasında, çift başlı bir keçinin tepesinde tanıdık bir silüet duruyordu: Erkuş Baba. Asasıyla kalabalığı bir orkestra şefi gibi yönetiyordu. Ölüler, ona tapıyor gibiydi. Yanında ise tüm bu sahnenin asıl sorumlusu olan Kam-Böcü yürüyordu.
4. Tepki: "Kapanan Gözler"
Uçurumun tepesindeki rüzgar, aşağıdan gelen çürümüş et kokusunu askerlerin yüzüne vurduğunda, Ghul Lejyonları bile huzursuzlandı. Yanındaki mutant dev Kazan Cemal, aşağıdan gelen kokuyu alıp hırıltılı bir sesle inledi.
Yiğid Muad'dib, bu manzarayı gördüğünde dürbünü indirdi. Yüzünde korku değil, derin bir hüzün ve kabulleniş vardı. PRAXIS'in o kusursuz düzeninin, nasıl böylesine ilkel bir kaosa dönüştüğünü; Erkuş'un intikamının ne kadar topyekün olduğunu anladı.
Gözlerini yavaşça kapattı ve fısıldadı: "Demek sessizliğin sebebi buydu... Onlar kaçmadılar. Onlar sadece... hasat edildiler."
SONUÇ:
Afyon artık stratejik bir düğüm noktası değil, devasa bir nekropol. Demir Düğüm, "Ölü Düğüm"e dönüştü. İttifak ordusu, yaşayan bir düşmanla değil, on binlerce ölüyle savaşmak zorunda kalacak. Ve bu savaş, mermilerle değil, iradeyle kazanılacak bir savaş.




Yorumlar
Yorum Gönder