EVENT: THE IRON PURGE
DEMİR TASFİYE
Tarih: Şubat 2334
Bölge: Sivrihisar Çölleri (Planlama) -> Denizli/Uşak Hattı (Savaş Alanı)
Tür: Sinematik Diyalog / Topyekün Savaş / Trajik Düello
Taraflar:
PART 1: SİVRİHİSAR ZİRVESİ
(Sahne: Sivrihisar’ın rüzgarlı, kızıl kumtaşı kanyonlarından birinin tepesi. Aşağıda, Roma Lejyonları ve Atreides Fedaykinleri yan yana kamp kurmuş, savaş hazırlığı yapıyor. Yiğid Muad'dib, uçurumun kenarında durmuş, rüzgarda dalgalanan peleriniyle ufku izliyor. Yüzünde bilgece bir gerginlik ve sitem var. İmparator Horizontus Augustus arkasında duruyor.)
YİĞİD MUAD'DIB: (Kafasını çevirmeden) Cemal'i neden salmıştım şimdi anlıyor musun? Kaan... Yani Profesör Koyuncu'nun küçük oğlu... PRAXIS, Koyuncu'yu vurduğunda onun ortaya çıkacağını biliyordum. O etraftayken Cemal'in ortada kalmasına izin veremezdim.
İMPARATOR HORIZONTUS: (Kafası karışmış şekilde) Fakat yüce Mehdi... neden?
(Yiğid Muad'dib yavaşça arkasını döner. Gözleri imparatorun üzerindedir.)
YİĞİD MUAD'DIB: Kaan'ın müritlerinin kullandığı o şeyi duydun mu? "Alev" diyorlar adına. Çoğu insanı öldürüyor, öldürmeyenleri ise garip mutantlara çeviriyor.
İMPARATOR HORIZONTUS: Bunun hala Cemal'le bağlantısını anlayamıyorum.
YİĞİD MUAD'DIB: Kaan... elindeki antik maske sayesinde mutantları kontrol edebiliyor majesteleri. Eğer Cemal, Kaan'la karşılaşsaydı... o sosyopatın elinde dev bir buhar golemi olacaktı.
(Kamera döner ve kampın derinliklerine odaklanır. Devasa, güçlendirilmiş çelik zincirlere bağlı, eskisinden çok daha büyümüş, zırhlı bir canavar olan Kazan Cemal görülür. Hırıltıları kanyon duvarlarında yankılanmaktadır.)
YİĞİD MUAD'DIB: Onu buraya getirmemeliydin...
İMPARATOR HORIZONTUS: Ne yaptımsa yaptım... onu kullanamaz mıyız?
YİĞİD MUAD'DIB: Kullanacağız, hatta kullanmak zorundayız. Radiarelerin herhangi birinin bile Anadolu içlerine girmesine izin vermemeliyiz. Tabii çoktan girmedilerse...
İMPARATOR HORIZONTUS: Yani?..
YİĞİD MUAD'DIB: Yani majesteleri, demir yollarına saldıracağız. Elinde ne varsa kullan. Kazan Cemal'in de eski dostuyla yeniden buluşmasını sağlayalım.
İMPARATOR HORIZONTUS: (Gülümseyerek) Ocakçılar'ı yok etmekten bahsediyorsun.
YİĞİD MUAD'DIB: Diyarın iyiliği için ne gerekiyorsa onu yapmaktan bahsediyorum.
PART 2: RAYLARIN SONU
Muad'dib'in stratejik zekası ve Roma'nın disiplinli ateş gücü birleşince, Batı Anadolu'da eşi görülmemiş bir "Yıldırım Harekatı" başladı.
1. Sefer: "Buhar ve Kan"
Ocakçılar, yıllardır alıştıkları rayların güvenliğine güveniyorlardı. Ancak Atreides Fedaykinleri rayları sabote edip trenleri raydan çıkarırken, Roma'nın ağır piyadeleri (Legionaries) enkazlardan çıkan Ocakçıları biçiyordu.
Taktik: Raylar kesildiği için Ocakçıların zırhlı "Kara Trenleri" hareketsiz metal yığınlarına dönüştü. Lojistik üstünlük bir gecede İttifak'a geçti.
İlerleme: Uşak'tan Denizli'ye kadar olan hat, yanan vagonlarla ve kömür dumanıyla kaplandı. Hedef, Ocakçıların ana karargahı olan Denizli Garı'ydı.
2. Merkez Savaşı: "Son Düdük"
İttifak ordusu Denizli Garı'na girdiğinde, Ocakçıların yeni lideri Deli Kemal, elindeki son rezervleri, buharla çalışan "Hurda-Mech"leri (Scrap-Walkers) sahaya sürdü. Ortalık mahşer yerine döndü. Ancak Roma safları aniden yarıldı ve İmparator'un "özel silahı" serbest bırakıldı.
Zincirlerinden boşalan Kazan Cemal (Legatus Monstrum), bir zamanlar yönettiği gara, durdurulamaz bir yıkım gücü olarak girdi. Attığı her adımda yeri titreten dev, önüne çıkan vagonları oyuncak gibi fırlatıyor, eski yoldaşlarını eziyordu.
3. Düello: "Kardeşin Kardeşe Vedası"
Meydanın ortasında, buhar kazanlarının gürültüsü arasında Deli Kemal, karşısındaki devi gördüğünde donakaldı. O canavarın gözlerinde, eski dostu ve lideri Cemal'i tanıdı.
Deli Kemal: "Cemal? Abi... Seni ne hale getirdiler?"
Cemal cevap veremedi; sadece acı dolu bir kükreme ile saldırdı. Kemal, kendi modifiye ettiği hidrolik balyozuyla karşılık verdi. İki eski dost, etrafı yanan trenlerle çevrili bir arenada, metalin metale, etin çeliğe çarptığı korkunç bir dövüşe tutuştu.
Kemal'in balyozu, Cemal'in zırhını çatlattı ama devi durdurmaya yetmedi. Cemal, mutant gücüyle Kemal'in mekanik kolunu kopardı ve onu yere serdi.
4. Final: "Paslı Gözyaşı"
Cemal, pençe haline gelmiş devasa elini, yerde yatan Deli Kemal'in boğazına doladı. Kemal direnmeyi bıraktı. Gözlerinde korku değil, dostuna duyduğu acıma vardı.
Deli Kemal: (Son nefesinde fısıldayarak) "Bitir abi... Bizi bu yükten kurtar."
Cemal'in elindeki basınç arttı. Kemiklerin kırılma sesi, savaşın gürültüsünü bastırdı. Deli Kemal'in cansız bedeni, Cemal'in elinden kayıp kömür tozuna bulanmış zemine düştü.
O an, savaşın ortasında zaman durdu. Sadece yıkım ve öfke ile programlanmış olan mutant dev, hareketsizce yerde yatan dostuna baktı. İçindeki insanlık kırıntısı, genetik müdahaleyi ve mutant öfkesini bir saniyeliğine deldi.
Kazan Cemal'in mutasyondan sararmış, irileşmiş gözünden; yanağındaki yanık izlerini ve metal plakaları yıkayan tek bir damla yaş süzüldü ve "Deli Kemal"in göğsüne düştü.
Sonuç: Ocakçılar (The Stokers) fraksiyonu resmen yok edildi. Kalanlar ya kaçtı ya da Roma'ya esir düştü. Ama bu zafer, Cemal'in ruhunda asla kapanmayacak bir gedik açtı.




Yorumlar
Yorum Gönder